Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, 31 Ekim 2026'da Şam'ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na katılmayı değerlendirdiğini söyledi; açıklamayı AFP Manama'dan bildirdi. AFP, anlaşmanın üç imzacısının Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan olduğunu, Suriye'nin ise mevcut bir katılımcı olmayıp katılma olasılığını değerlendirdiğini aktardı.

Şeybani, Bahreyn'deki konferansta, AFP'nin aktardığına göre, "Suriye'nin Mekke ittifakına girişini değerlendirmek üzere şu anda görüşmeler yürütülüyor" dedi. Anadolu Ajansı da ayrı haberinde aynı açıklamaya yer vererek sözlerin Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün düzenlediği Manama Diyaloğu'nun bölgesel güvenlik oturumunda söylendiğini belirtti.

Ortak savunma taahhüdünün kapsamı

Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü, üç hükümetin anlaşmayı 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzaladığını milletvekillerine anlattı; açıklama TBMM'nin haberinde yer aldı. AFP'nin aktardığına göre, anlaşma uyarınca imzacı ülkelerden birine yapılan saldırı, üç ülkenin tamamına yapılmış sayılıyor.

Reuters'ın incelediği metin, taraflardan birinin başka bir ülke veya ülkeler grubunca silahlı saldırıya ya da askerî saldırganlığa uğraması hâlinde derhâl yardım sağlanmasını öngörüyor. Reuters, anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını düzenleyen 51. maddesine atıf yaptığını bildirdi.

Taahhüt ulusal karar süreçlerini devre dışı bırakmıyor: Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, uygulamanın her ülkenin anayasal yükümlülüklerine, iç hukukuna ve yetkili makamlarına saygı gösterdiğini söyledi; bu açıklama TBMM tarafından aktarıldı. Oktay, aynı TBMM haberinde, kolektif savunma önlemlerinin mekanik biçimde işlemesi yerine üst düzey istişareyi ve ortak mutabakatı vurguladı.

Üç imzacının onay süreçleri farklı aşamalarda

Pakistan Dışişleri Bakanlığı 23 Ekim'de Pakistan'ın onay işlemlerini tamamladığını ve Suudi Arabistan'ın da aynı aşamaya ulaştığını duyurdu; açıklamayı Anadolu Ajansı aktardı. Bakanlık sözcüsü, ajansın haberine göre (Anadolu), anlaşma ve uygulamasına ilişkin konuların üç taraf arasında görüşülmeye devam ettiğini, her ülkenin kendi anayasal ve hukuki süreçlerini izlediğini söyledi.

Gümrükçü daha sonra her iki ülkenin iç onay süreçlerini bitirdiğini ve gerekli resmî bildirimleri yaptığını doğruladı; bu bilgi TBMM'nin 27 Ekim tarihli haberinde yer aldı. Meclis haberindeki açıklaması (TBMM), bu iki ülkede tamamlanmış ulusal işlemler ile Türkiye'de o sırada hâlen değerlendirilmekte olan parlamento onayını birbirinden ayırıyordu.

Türkiye'de Dışişleri Komisyonu onay kanunu teklifini 27 Ekim'de kabul etti; ancak 2 Kasım'da kontrol edilen TBMM teklif kaydı, kanunlaşmış bir sonuç yerine Genel Kurul aşamasının öncesini gösteriyordu. Bu kayıt (TBMM), komisyonun kabul kararını ortaya koyuyor; Türkiye'nin iç onay sürecinin bütünüyle tamamlandığını göstermiyor.

Değerlendirme Suriye'ye üyelik kazandırmıyor

Gümrükçü, yeni üyelerin kabulünün üç ülkenin ortak onayına bağlı olacağını ve Türkiye'nin onayının da Meclise sunulacağını söyledi; açıklamayı Euronews aktardı. Euronews'teki açıklama, katılmayı düşünen bir ülkenin kamuoyu önünde ilgi belirtmesinin ötesinde, mevcut tarafların ayrıca bir kabul kararı vermesi gerektiğini anlatıyor.

Şeybani'nin sözleri resmî bir başvuru, imzacılardan gelen bir davet veya tamamlanmış katılım duyurusu içermiyor; AFP'nin aktardığı ifade bu sınırı açıkça ortaya koyuyor. Bakan, AFP'deki alıntıya göre, katılımı değerlendiren görüşmeleri anlattı; üzerinde anlaşılmış bir sonuç ya da Suriye'nin üyeliği için bir tarih sunmadı.

Şeybani ayrıca ortak caydırıcılık ve savunma düzenlemelerinin güçlendirilmesini istedi ve Suriye'yi bölgesel güvenliğin ayrılmaz parçası olarak tanımladı; bunları Anadolu Ajansı aktardı. Ajansın haberinde (Anadolu) Suriye'nin katılımına ilişkin takvim veya koşullar verilmediğinden, bölgesel işbirliğine desteği Suriye'nin artık anlaşmanın karşılıklı savunma korumasından yararlandığı şeklinde okunamaz.